Büyük veri uygulamaları -2

0
veri uygulamaları ile ilgili görsel sonucu

Son yazının başlığını Büyük Veri Uygulamaları – 1 diye atıp sonra 1 ay kadar yazmayınca, biliyorum 1. Geleneksel Bilmem Ne Festival deyip 2.sini yapmamak gibi oldu. Yaz dönemindekine kaynaklı bu uzun süreli gecikmeden siz okuyuculardan özür dilerim.

Nerde kalmıştık hatırlayalım birlikte. Bir önceki yazıda büyük veri nedir, kabaca nasıl kullanılır diye yazmıştım. Bu yazıda birkaç örnek daha verip seçim sonuçlarına ilişkin boyutuna yavaştan giriş yapmak isterim.

Son yazıda aslında bizlerin ürettiği verinin toplanması, analiz edilmesi ve bunun sonucunda bize geri dönüşüne değinmiştim. Bir de bunun tüm verilerin bir araya getirilip optimum çözüm olarak lanse edilmesi kısmı var. Şöyle ki Yandex/Google Maps gibi yol tarif eden uygulamaları düşünün. Aslında Yandex’in bize bir sonuç üretmesi yine bizlerin uygulamayı kullanırken onunla paylaştığımız verilerin diğer kullanıcıların verileriyle analiz edilip bir araya getirilmesiyle sağlanıyor.

Örneğin İstanbul’da her gün Beylikdüzü’den Bahçelievler’e arabayla işe giden kişileri düşünün. Bu kişilerden bir kısmı sahil yolundan bir kısmı E-5’ten bir kısmı TEM otoyolundan işe gidiyor. Uygulama ne yapıyor zamana endeksli olarak bu kullanıcıların konum bilgilerini alıp (İzin verdiğimiz bazı uygulamaların açık olmasa bile arka planda konum bilgilerini sakladığını unutmayalım.) veri tabanlarında saklıyor sonrasında Beylikdüzü’den işe gitmek için yol tarifine bakan kullanıcıya en kısa yolu gösteriyor.

Hatta sistem şimdilerde daha ileri bir noktaya taşındı ve anlık güncelleme yaparak size sunduğu rotaya başlamış olsanız bile bir süre sonra daha iyi bir alternatif ihtimali doğduğunda sizi bilgilendiriyor.

Teknoloji konusunda son yıllarda büyük atak yapan (bazıları diğer ülkelerinin teknolojik sırlarını çalarak bunu başardı diye düşünse de) Çin’in en gelişmiş bilgisayarı ne amaçla kullanılıyor dersiniz? Veri analizi dediğinizi duyar gibiyim. Cevap tam olarak öyle olmasa da yine veriyle alakalı. Bu bilgisayarı Çinli arkadaşlar (hangi zaman aralığında, hangi yönden, ne kadar güçlü ve ne kadar süre gibi) rüzgar verisinin toplanması ve rüzgar enerjisiyle en verimli şekilde elektrik üretilebilecek yerlerin tespit edilmesi için kullanıyormuş. Yav sizin işiniz gücünüz yok mu? Yazıktır günahtır o bilgisayara. Devlet memurlarının yaptığı gibi Soliter veya okey oyunlarını oynayın yormayın onu.

Bana global ölçekte büyük veri uygulamalarında en başarılı 3 tane şirketi say deseniz size Google, Facebook ve Amazon derim.

Berat Albayrak’ın dediği gibi bakın burası çok önemli: bu şirketlerin işinin önemli bir kısmı veri analiz etmek, elde edilen sonuçlarla çözümler geliştirmek diyebiliriz. Önceki yazılarımda örnekler verdiğim için bu konuyu geçiyorum. Bunun yerine Türkiye’de pek bilinmese de politik özellikle Amerika ve İngiltere’de büyük ses getiren bir şirketten bahsetmek istiyorum. Bu köşeyi yakından takip edenler bilir aslında, Cambridge Analitica (CA) şirketinden söz ediyorum.

Şimdi bu arkadaşlar HDP Amed il binasına gitmek yerine veri analizleri yaparak üstüne Yeni Şafak, A Haber ve Akit’e şapka çıkartacak kadar sahte içerikler üreterek 20 ülkede 200’e yakın seçimin sonuçlarına etki edecek operasyonları yönetmiş.

Özetle stratejileri, seçmen gruplarını analiz et, dinamiklerini öğren, odak grubu belirle ve buna uygun kampanya oluştur diyebiliriz. CA operasyonlarının en önemlisi Brexit referandumu ve Amerikan seçimleri ama gelin öncesinde ilginizi çekecek diğer ülkedeki vakalara bakalım. İlk önce Hindistan’a gidelim. Daha önce CA’da çalışan ve sonrasında şirketten ayrılan Christopher Wylie’ın Twitter üzerinde paylaştığı bir dokümana göre CA’nın bağlı olduğu SCL India adlı şirket, 2003 yılı ile 2012 yılları arasında eyalet bazlı veya ülke genelindeki 8 seçim ile ilgili çalışma yürütmüş.

Şirketin  2017 yılında, 900 milyona yakın kişinin oy kullanacağı 2019 yılındaki Hindistan genel seçimleri için ana muhalefet partisine sunacakları hizmetlerin detaylarını içeren bir teklif basına sızdı. Hatta ilgili parti ‘ne var bunda sadece teklif aldık ve herhangi anlaşma imzalanmadı’ şeklinde açıklama yaptı, muhtemelen öyle oldu ki seçimi kazanamadır.

Anlaşma imzalamada ne var diye düşünebilirsiniz ama sunulacak hizmetlerden birisi Facebook ve diğer dijital medya araçlarında üretilecek yalan bilgiler ile seçmen görüşünün değiştirilmesi olarak açık açık yazılmış. Ayrıca diğer partiler hakkında negatif kampanya oluşturularak onları savunma pozisyonun bırakma da bir diğer dikkat çekici hizmet.

CA’nın adı Nijerya, Güney Afrika ve Kenya ülkelerindeki seçimlerin manipüle edilmesinde de geçiyor. Bu ülkelerde ise etnik ve dini ayrılıklar göz önüne alınarak seçim kampanyaları oluşturmuş. Kendi ifadeleriyle paylaştıklarına göre Kenya’daki siyasi parti için iki kez (tüketim malzemesiymiş gibi) marka yenileme çalışması yapılmış, manifestoları yeniden yazılmış, birçok araştırma, analiz, mesaj çalışması yapılmış.

Data üzerinden analiz, halkla ilişkiler çalışmasının kimseye bir zararı yok tabi ama burada tehlikeli olan geçmişte birçok insanın ölümüne yol açan etnik ve dini ayrılıkların ısıtılarak siyasi zafer uğruna servis edilmesi. Henüz AKP’nin de CA ile çalıştığına dair bir haber ortaya çıkmadı ama Türkiye’deki seçimleri düşününce size de bir yerden tanıdık gelmiş olmalı bu strateji.

Son olarak Trinidad’a gidelim. Ülkeyi bilmeyenler için ülkenin yarısı Hint kalan yarısı Afrika/Karayip kökenli. Seçimlerde bu grupları temsil eden partiler başa baş miktarda oy alıyor ve kim seçmenini sandığa götürebilirse seçimi o kazanıyor. Hint kökenli parti bu şirketle anlaşıyor ve şirket gelecekten umudu olmayan gençlerin sandığa protesto amaçlı gitmemesine odaklanan bir kampanya tasarlıyor.

Şirketin tam da hesapladığı gibi ailelerinin sözünden çıkmayan Hint kökenli gençler sandığa gidiyor ama diğer grupta katılım yüzde 40 az oluyor, bu da seçim sonucunu yüzde 6 oranında etkiliyor. Sonuç olarak strateji başarılı oluyor. Süleyman Soylu’nun aklına bile gelmez böyle bir taktik. Bir dahaki seçimde HDP’li gençler üzerinde denemeseler bari.

Şimdi ilk yazıda bahsettiğim seçim sonucunun sadece 3 şehirdeki toplam 70.000 seçmenin kararına bağlı olduğunu bir başkan adayı olarak bilseniz ne yaparsınız sorusunun cevabı kafanızda oluşmaya başlamıştır diye tahmin ediyorum. Konunun detaylarına Brexit referandumu ve Amerikan seçimleriyle birlikte bir sonraki ve serinin son yazısında girelim ve ayrıca bireyler olarak bizler ne yapmalıyız diye konuşalım.

Zana ALİ/yeni özgür politika

CEVAP BIRAKIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz