Büyük veri uygulamaları

0

Türkiye’deki başkanlık seçimlerinin sonucunun sadece 3 şehirdeki toplam 70.000 seçmenin kararına bağlı olduğunu bir başkan adayı olarak bilseniz ne yaparsınız? Tabi ki bu 70.000 kişi üzerine oynar ve seçimi kazanmak için varınızı yoğunuzu ortaya koyarsınız. Peki bu nasıl mümkün olabilir sorusunun cevabı büyük veri uygulamaları yazı dizisinin devamında.

Geçmiş yazılarımın birinde verinin yeni çağın petrolü olduğunu söylemiştim. Ne oldu da veri bu kadar değerli hale geldi? Gündelik yaşamımızda sahip olduğumuz ve ürettiğimiz verileri genel olarak kişisel/özel bilgiler ve özel/kişisel olmayan veriler olarak iki ana gruba ayırabiliriz. Mesela bizi diğerlerinden ayırt etmeye imkan sağlayan kişisel bilgileri düşünelim, örneğin kimlik numarası. Bu bilgiyle ve şifreyle e-devlet sitesinde 623 farklı kuruma ait 4.872 işlem yapılabilmekte. Bu işlemlerin içinde hizmet dökümü, vergi borcu, tapu bilgileri ve icra dosyayı sorgulama işleri bulunuyor. Kısacası resmî kurumlara ilgili olan konularda bu bilgi birçok kapıyı açıyor. Sadece Türkiye özelinde değil diğer ülkelerde benzer şekilde bugün resmî kurumlarla alakalı birçok işlem dijital platformlarda yapılabiliyor.

Bununla birlikte bankaların yoğun şekilde kullandığı kredi kayıt bürosunu düşünelim buraya da kimlik bilgisi girildiği zaman Türkiye’de faaliyet gösteren bankalardaki kapanmış da olsa kredi kartı ve kredi geçmişiniz görülebilmekte. Şöyle ki ne zaman ne kadar kredi çekmişsiniz, kredinin ne kadarı ödenmiş, ödemeler düzenli yapılmış mı yapılmamış mı, kredi çekmek için yaptığınız başvurular ve başvurunun sonucu bu platformda yer almakta. Kimlik bilgisine ilaveten ev adresi, doğum tarihi, telefon numarası, e-posta adresi, iş adresi, biyolojik bilgiler (görünüş, göz rengi, boy, ağırlık), sağlık, din, politik görüş, konum da özel bilgi kategorisine girmekte. Bunların saklanması ve işlenmesi süreçleri bugünlerde oldukça hassas. Öncelikle sizden onay alınması, size ne amaçla işleneceği ve ne kadar süre saklanması konusunda bilgi verilmesi gerekmekte.

Bir de dijital yaşamda bizlerin sürekli olarak ürettiği özel olmayan bilgileri düşünelim. Örneğin Facebook’u ele alırsak. Uygulamayı açtınız, hangi cihazdan, hangi ülkeden, hangi konumdan, hangi saatte bağlandığınız ve ne kadar süre bağlı kaldığınız başlı başına birer bilgi. Hele biraz kendime gezineyim dediniz. Anasayfa da mı kaldınız, mesajlara mı baktınız yoksa kendi profilinizi mi gözden geçirdiniz, ana sayfada gezinirken gönderileri beğendiniz mi, yorum yaptınız mı veya ne tip gönderiler beğendiniz bunlar hepsi birer bilgi. Bunu daha da detaylandırmak mümkün ama yapmış olduğunuz işlemlerin tüm detaylarıyla Facebook’un veri tabanlarında kullanıcı özelinde tutulduğunu söylememe gerek yok sanırım. Evet evet 2.32 milyar aktif kullanıcısına ait tüm işleri Facebook kayıt altına alıyorlar.

Peki bu ne işe yarıyor diye soracak olursanız. Kullanıcılar öncelikli olarak davranışları göz önüne alınarak “personalar” altında gruplandırılıyor, kategorize ediliyor. Sizlere açık olarak da paylaşılan kategoriler var, buna sırasıyla ayarlar, Facebook bilgilerin, bilgilerine eriş, reklamlar, reklam ilgi alanları, bilgilerin menüsünde kategorilerin altında girip siz de bakabilirsiniz. Bunun yanında örneğin ara sıra oturum açanlar, sadece Anasayfa’da gezinenler, sürekli mesajlaşanlar, kedi videosu beğenenler, sürekli siyasi paylaşım yapanlar gibi kategoriler düşünebilirsiniz.

Facebook gibi sosyal medya platformlarının kullanıcı verilerini toplamada iki ana amacı var diyebiliriz, birincisi sizi uygulamada daha uzun süre tutmak, daha fazla zaman geçirmenizi sağlamak, ikincisi size gösterdiği reklamlarda daha fazla olumlu geri dönüş almak yani reklama tıklamanızı sağlamak. Bunu da size ait verileri toplayıp analiz edip sonrasında size bu analizler ışığında kullanım alışkanlığınıza uygun gönderiler ve ücretli reklamlar göstererek yapıyor. Örneğin siz araba gönderileri beğeniyorsanız tutup size bisiklet reklamı göstermiyor. Benzer şekilde siz sürekli araba fotoları bakıp bir süre sonra bakmayı bıraktıysanız eğer “muhtemelen araba aldı” deyip bu sefer size tekerlek reklamı gösteriyor.

Büyük veri uygulamalarını bankalar da aynı şekilde etkin kullanmakta. Kullanıcıların sadece hangi işyerinde ne kadar alışveriş yaptığı değil, aynı zamanda hangi markaları tercih ettiği, ne sıklıkta alışveriş yaptığı, ayın ve haftanın hangi günlerinde alışveriş yaptığı, harcamalarının hangi sektörlerde (yeme&içme, ulaşım, eğitim, konut vs.) dağılım gösterdiği, banka kartı mı kredi kartı mı tercih ettiği gibi bilgiler de analiz edilmekte. Burada amaç da tabi ki daha fazla tasarruf değil daha fazla tüketimi teşvik edecek kampanyalar oluşturmak. Bu sayede daha fazla harcama yapmanızı sağlamak.

Özetle, günümüzde büyük veri uygulamaları birçok sektörde yoğun şekilde kullanılıyor. Bizler farkına varmasak da bizim verilerimiz toplanıp işlenip gündelik hayatımızda karşımıza reklam kampanya şeklinde çıkıyor. Peki seçimlerin sonuçlarının etkilenmesi nasıl mümkün oluyor, onu da bir sonraki yazıda irdeleyelim.

Zana ALİ

CEVAP BIRAKIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz