Demokratik Özerkliğe Yanlış Yaklaşımlar

0

19 ve 20. yüzyılda tüm uluslara tanınan ‘ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı’ hususunda Kürtlerin
tarihten çıkardığı dersler temelinde verdiği yanıt: Demokratik Özerklik oluyor. Peki, bu demokratik
özerklik ne kadar içeriğine, özüne uygun tartışılıyor. Kimine göre, nereden geldiği belli olmayan ve
zamansız olan, kimine göre Kürtlerin vazgeçtiklerini söyledikleri ‘Bağımsız, Birleşik ve Demokratik
Kürdistan’ için bir ön adım, kimine göre devlet içinde ayrı bir devlet olandır… Eğer böyle değilse, o
zaman bu çok yoğun tartışılan demokratik özerklik gerçekte nedir? Değişik versiyonlardan yapılan ithal
teorilerle ele alındığında Önderliğimizin bahsettiği demokratik özerklik, elbette anlaşılamaz. Çünkü
herkes demokratik özerkliği, onu ortaya atanlardan dinlemek, anlamak yerine başka örnekler ya da
kaynaklardan edindiği bilgiler temelinde değerlendiriyor.
Hemen belirtelim ki demokratik özerklik projesi ‘devlet+demokrasi’ perspektifine dayanmaktadır.
Özerklik bu formülasyonda “artının” (+) rolünü oynamaktadır. Yani özerklik, devlet ile demokratik
toplum arasında esas olarak hukuksal bir köprü rolünü oynamaktadır. Dolayısıyla burada üç ayrı olgunun
birleşik formülasyonundan bahsediyoruz: ‘devlet’, ‘özerklik’ ve ‘demokrasi’. Bu kavramlar etrafında
yapılan tartışmalarda, içine düşülen ciddi yanlışlıklar vardır ki; bu da, demokratik özerkliğin yanlış
anlaşılmasına sebep olmaktadır.
Güncelde tartışılan demokratik özerklik, Türk Devleti ve Kürt halkı açısından farklı bir karakter kazanmış
durumdadır. Demokratik özerklik içeriği gereği, özelde Kürt halkının genelde de tüm toplumun devlet
tarafından tanınmasını gerekli kılmaktadır. Ancak Türk Devleti hala Kürtleri bir halk ve toplum olarak
iradi bir güç olarak tanımamaktadır. Dahası Kürt halkına çok yönlü bir soykırımı dayatmaktadır. Bunun
için gelinen aşamada Kürtler, devlet kendilerini farklı bir irade olarak tanımasa da 2005 Newroz’unda ilan
ettikleri demokratik konfederalizmle, demokratik özerkliğe içerik kazandırmış durumdalar. Dolayısıyla
demokratik özerkliğin iki temel yönünün olduğundan bahsetmek gerekir. Bunlardan biri onun devletle
olan ilişkileri düzenlediğidir. Bu yönüyle devlet+demokraside artı (+) rolünde olmasıdır. Diğeri ise kendini
devletle olan ilişkilerle ve devletten alınacak haklarla sınırlamayan, özünde de devleti toplum yaşamında
işlevsiz kılmayı amaçlayan devlet dışılığı örgütleme yönüdür. İkincisi demokratik özerkliği içerik olarak
demokratik konfederalizme yakın bir olgu haline getirir. Bu da ikisinin aynı şey olmasından
kaynaklanmaz. Daha çok da mevcut sömürgeci devletin, özerklik ilişkisine yanaşmamasıyla ortaya çıkan
pratik bir durum olmaktadır.

Demokratik Özerkliğe Yanlış Yaklaşımlar pdf İNDİR

CEVAP BIRAKIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz