TMMOB yıkılan kentlerde yaşananları raporlaştırdı

0
nusaybin de çatışma izleri ile ilgili görsel sonucu

TMMOB Diyarbakır İKK, sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ve aylarca şiddetli çatışmaların yaşandığı Sur, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Şırnak, Silopi ve İdil’de yaşanan yıkımı raporlaştırdı.TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Şerefhan Aydın, raporun hukuk mekanizması içinde ciddi bir delil olduğunu söyledi.  Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK), sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ve aylarca şiddetli çatışmaların yaşandığı Sur, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Şırnak, Silopi ve İdil’de yaşanan yıkımı raporlaştırdı. TMMOB Diyarbakır İKK tarafından oluşturulan hasar tespit komisyonun saha çalışmasıyla bu ilçelerde yaşanan yıkımın gerçek boyutu gözler önüne seriliyor.  Türkçe, Kürtçe ve İngilizce olarak basılan raporda, harabeye dönen kentlerdeki yeniden inşa için hazırlanan imar planlarında yapılan usulsüzlükler de yer alıyor.

  400 BİN KİŞİ GÖÇ ETTİ

 Yıkılan kentlerin tümünde göç yaşandığı belirtilen raporda, bütün bu süreçte savaşın yaşandığı yerleşim yerlerinden yaklaşık 400 bin kişinin zorla yerinden edildiğine dikkat çekildi. Çatışmaların yaşandığı kentlerde yapısal yıkımlarla birlikte psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunların da yaşandığı dile getirilen raporda, “Özelikle yaşlılar, çocuklar ve kadınlar bu sürecin en büyük mağduru olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum sonucunda kadın ve çocukların ciddi travmalar geçirdiği gözlenmiştir. Bu bölgede göçlerin genelde Diyarbakır, Van, Batman gibi il ve komşu ilçe merkezlerine doğru gerçekleştiği görülmektedir. Göç sırasında yurttaşlar yaşanmışlıkları ve anılarının yanı sıra sahip oldukları en temel eşyalarını dahi alamamış olmaları travma ile birlikte yoksullaşma ve mülksüzleşmelerine de yol açmıştır. Göç edenlerin büyük bir bölümü toplu bir şekilde kiraladıkları evlerde çok zor koşullarda alt yapısı olmayan mekanlarda kaldığı görülmüştür. Yine göç bölgelerinde çocuklar uzun bir süre eğitimlerinden de mahrum kalmışlardır.  Savaşın, çatışmanın bir bütünen yaşamı etkilediği bir yıkım süreci olduğu tam anlamıyla görülmüştür” denildi.  Raporda sokağa çıkma yasakları döneminde il ve ilçelerde yaşananlar tek tek başlıklandırılarak açıklandı. 

 CİZRE 

 14 Aralık 2015 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasağının 79 günün ardından 2 Mart 2016’da kısmi olarak kaldırıldığı ifade edilen raporda, 9 gün boyunca aralıksız süren abluka sürecinde yine diğer kentlerde olduğu gibi ilçeye ulaşmanın, sağlıklı bilgi almanın ve yerinde tespitlerde bulunmanın mümkün olmadığı dile getirildi. İlçedeki çatışmalarda tespit edilen cenaze sayısının 250 olduğu, toplamında tahmin edilen sayısının 280’inin üzerinde olduğu vurgulanan raporda, vahşet bodrumları olarak adlandırılan 3 adet bodrum katından çıkarılan cenaze sayısının 167 olduğu, bunlardan 79’unun isminin tespit edilemediğini, ilçede 150’den fazla cenazenin de yakıldığının tespit edildiği belirtildi.  Yasakla birlikte yaklaşık 110 bin kişinin yerinde oturduğu, ancak ardında nüfusun 20 binlere gerilediği kaydedilen raporda, zorunlu göçün yasaktan 20 gün sonra hızlandığı belirtildi. İlçedeki yıkımın daha çok Cudi, Sur, Nur ve Yafes mahallelerinde yoğunlaştığı vurgulanan raporda, çatışmalar sırasında Cudi Mahallesi’nde 366, Sur Mahallesi’nde 28, Nur Mahallesi’nde 101, Yafes Mahallesi’nde ise 36 yapının yıkıldığı ifade edildi. Raporda, yıkılan mahalle ve yapılar ile çatışmaların ardından ilan edilen kamulaştırma kararlarıyla ilçede gerçekleştirilen yıkımın boyutları 2015, 2017 ve 2018 yıllarında çekilen uydu görüntüleriyle yer alıyor.  

İDİL

 İlçenin yüzde 80’nin zorla yerinden edildiği belirtilen raporda şunlar belirtildi: “Bilindiği gibi İdil ilçesinde, 16 Şubat 2016 günü saat 23.00’dan itibaren geçerli olmak üzere ilan edilen sokağa çıkma yasağı,31 Mart 2016 günü saat 04.30’a kadar kesintisiz sürmüştür. 43 gün boyunca süren bu yasak 31Mart 2016 tarihinde, akşam 21.30 ile sabah 04.30saatleri aralığında geçerli olmak üzere Şırnak Valiliği tarafından yapılan duyuruyla kısmen kaldırılmıştır. 10.04.2017 tarihinde sokağa çıkma yasağının tamamen kaldırıldığı yine Şırnak Valiliği tarafından duyurulmuştur. Sokağa çıkma yasağı İdil’e hâkim bir noktada bulunan Dirsekli köyü ve bütün ilçe merkezinde uygulanmıştır. Bu süre içerisinde tespit edildiği üzere 7’si çocuk, 2’si kadın olmak üzere 24 sivil yaşamını yitirmiştir. Yasak süresince çatışmalar, hendek ve barikatların bulunduğu Yeni Mahalle ve Turgut Özal Mahallerinde yaşanmıştır. 2015 nüfus verilerine göre 26.511 olan ilçe nüfusunun, yaklaşık %80’inin zorla yerinden edildiği, komşu köy ve ilçelere göç ettiği, hasar tespit çalışmaları sırasında ilçe halkından öğrenilmiştir. 43 günü aşkın bir süre devam eden sokağa çıkma yasağı boyunca ilçeden sağlıklı bilgi almak, yerinde tespit yapmak mümkün olmamıştır. Operasyonların bitmesinin hemen ardından, yine diğer ilçelerde görüldüğü gibi yıkım çalışmaları başlamış, özellikle Turgut Özal Mahallesinin neredeyse tamamının yıkıldığı görülmüştür.”

 NUSAYBİN

 “İlçenin, Girmeli, Kayadibi, Tepeüstü, Eskihisar Abdülkadir paşa, Fırat, Yenişehir, Dicle, Yenişehir, Yenituran, Yeşilkent, Mor Yakup, Zeynelabidin, Kışla, Gırnavas, Devrim, Selahaddin Eyyubi, İpekyolu, Barış mahallelerinde aralıklarla 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, toplamda 2’si kadın 1’i çocuk 18 sivil yaşamını yitirmiştir” denilen raporda da şu bilgilere yer verildi:  “14 Mart 2016’da ilan edilen ve 16 mahalleyi kapsayan sokağa çıkma yasağı 25 Temmuz 2016 tarihine kadar kesintisiz sürmüştür. 6 mahallede (Fırat Mahallesi, Dicle Mahallesi, Yenişehir Mahallesi, Abdulkadir paşa Mahallesi, Zeynel Abidin Mahallesi ile Kışla Mahallesi) ise 21 Nisan 2018 tarihine kadar sürmüştür. Bütün kentlerde olduğu gibi, Nusaybin’de de çatışmalar süresince ilçeden sağlıklı bilgi almak, yerinde tespitler yapmak mümkün olmamıştır. 2015 nüfus verilerine göre nüfusu 113.594 olan ilçede, 45 binin üzerinde bir nüfusun zorla yerinden edildiği, komşu ilçeler ve köylere göç ettiği tespit edilmiştir. Operasyonların bittiğine dair 3 Haziran 2016 tarihinde Mardin Valiliği’nin yaptığı açıklamanın ardından ilçede yıkım çalışmaları başlamış, alanda herhangi bir hasar tespit çalışması ve durum analizi yapılmadan ilçenin önemli bir kısmının haritadan silinmesi süreci başlamıştır. Yürütülen bu yıkım çalışmaları, herhangi bir teknik tespite dayanmadan çatışma süreci ve sonrasında sürdürülmüş, ilçe halkının barınma hakkı gasp edilmiş, ve ilçe halkı zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Yoğunluklu olarak Mardin’in Artuklu, Kızıltepe, Midyat ilçelerine göç eden nüfusun geri dönmesi için gereken koşullar da henüz sağlanmamıştır. Yıkım çalışmalarının başlamasının ardından 7 Eylül 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla ilçede 765,61 Hektarlık alana ilişkin riskli alan kararı alınmıştır. İlçede TOKİ tarafından inşa edilen yeni yapıların kentsel dokuya uygun olmayışı, ilçe halkının yaşam kültürü, komşuluk ilişkilerini zedeleyici, yok edici yapısının yanı sıra, yapı tekniği açısından da ciddi riskler barındırdığı görülmüştür. Acele ile inşa edilmeye çalışılan bu yapıların inşasında, sorumlu kurum ve kuruluşların rant hırsı sebebiyle, fen ve sanat kurallarının göz ardı edildiği bu yapıların statik açıdan tehlike arz ettiği tespit edilmiştir.” 

SİLOPİ

 Raporda Silopi için ayrılan kısımda da, “9 mahalleden oluşun Silopi ilçe merkezi 19 Ocak 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı 37 gün boyunca sürdü. Bu süre içerisinde 29 vatandaş hayatını kaybetti. Yasak süresi içerisinde halkın temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamadığı, sokakta insan cesetlerinin günlerce bekletildiği (Taybet İnan(57), güvenlik güçlerinin kullandığı ağır silahlar neticesinde çocukların yaşamını yitirdiği (Reşit Eren(17), Axîn Kanat(16), M.Mete Kutluk(11)) yaralıların tedavi imkânlarına ulaşamadıkları için hayatlarını kaybettiği tespit edilmiştir. 2015 yılında adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre nüfusu 101.605 olan ilçede bu süreçte yaklaşık 11 bin kişinin zorla yerinden edildiği tahmin edilmektedir. Sokağa çıkma yasağı ve sonrasında ilçeye ulaşmak, sağlıklı bilgi almak, yerinde tespitlerde bulunmak mümkün olmamıştır. İlçede çatışmaların hemen ardından başlatılan yıkım çalışmaları, tahribatın boyutunu arttırmış ve deliller karartılmıştır” ifadelerine yer verildi. 

 SUR

 2 Aralık 2015’te Sur’un 6 mahallesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı halen sürmektedir. 6 mahallenin yüzde 72’sinin yıkıldığı tespit edilen raporda şunlar kaydedildi: “Mart ayında operasyonların bittiği duyurulmasına rağmen yasağın ilan edildiği mahallelere iş makineleri ve müteahhitler dışında henüz kimse alınmamıştır. Yasağın ilan edildiği Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Savaş mahallelerinin 2015 adrese dayalı nüfus verilerine göre nüfusu 22.323’tür. Yasakların ilan edilmesiyle birlikte bu nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi. Sur’a dönük yürütülen askeri operasyon, 9 Mart 2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasıyla sona erdi. Toplamda 103 gün süren operasyon sırasında ağır tahribata uğrayan Suriçi her şeye rağmen, ciddi bir çalışmayla kurtarılabilecek durumdaydı. Fakat operasyonların bitmesinin hemen ardından 21.03.2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesine dayanılarak Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292’si için Acele Kamulaştırma kararı alındı. Kalan parseller önceki kentsel dönüşüm sürecinde kamulaştırıldığı için bu karara dahil edilmemiştir. Acele kamulaştırma kararına dayanak olarak da 2012’de alınan ‘Riskli Alan’ kararı gösterildi fakat bu durumun kendisi de Kamulaştırma Kanunu’na aykırılık teşkil etmektedir. Bu görüntülerden tespit edebildiğimiz kadarıyla Kurşunlu Camii, Hacı Hamit Camii, Paşa Hamamı, Mehmet Uzun Evi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi kimi tescilli yapıların ağır hasarlı olduğu görüldü. Yapılan bütün açıklamalar, itirazlar, yazılı talepler, açılan davalara rağmen maalesef TMMOB Diyarbakır olarak alana girilemedi ve tahribatın artışının önüne geçilemedi. Bir askeri yöntem/taktik olarak emniyetin özellikle Hasırlı mahallesinde evleri yıkarak ağır zırhlı araçların içeri girişini sağlamaya çalışmasıyla birlikte artık Suriçi’nin yasaklı 6 mahallesinin haritadan silinmesi, yok edilmesi süreci başlamış oldu. Şubat ayının sonlarına doğru zırhlı araçların geçişini sağlamak için başlayan yıkım bu kararla birlikte bütün bir alanı kapsamaya başladı. Takip edebildiğimiz kadarıyla plansız ilerleyen bu yıkım çalışmaları, her ne kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle yürütülse de aslında alandaki tek yetkili mercinin Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü olduğu görülmüştür.” 

ŞIRNAK

 Şırnak Valiliği tarafından 14 Mart 2016’da  ilan edilen sokağa çıkma yasağı 8 ay sonra 14 Kasım 2016’da kısmen kaldırıldı. Askeri operasyonların 3 Haziran 2016’da sona erdiği açıklanmasına rağmen sokağa çıkma yasağı kısmi de olsa 10 Nisan 2017 tarihine kadar devam etti. 391  gün boyunca süren sokağa çıkma yasağında 64 bin kişi yerinden edildi. Raporda hayatını kaybeden kişi sayısının net olarak tespit edilmediği, kentte arama-tarama faaliyeti adı altında yoğun bir şekilde başlatılan yıkım çalışmalarının geri dönüşü olmayan tahribatlar yarattığı, kentin Aydınlıkevler, İsmetpaşa, Cumhuriyet, Gazipaşa,Bahçelievler, Vakıfkent ve Yeşilyurt mahallelerinin tamamen ortadan kaldırıldığı tespiti yer alıyor. Yerlerinde edilen ailelerin 6 boyunca çadırlarda kaldığı belirtilen raporda,”Yıkımların, yasaklar süresince ve sonrasında da aralıksız şekilde sürdürülmesi, birçok ailenin evlerine ulaşmasına, içeride bulunan eşyalarını almalarına engel olmuştur. Yine nüfusun temel yaşamsal ihtiyacının giderilmediği elektrik ve su kesintilerinin yaşandığı, bu sebeple de halkın kentten ayrılmak zorunda kaldığı görülmüştür. Kenti terk etmek istemeyen ve koşulları elvermeyen yaklaşık 200 ailenin kent yakınlarında yaklaşık 6 aylık süre boyunca çadırlarda yaşadı ve daha sonrasında güvenlik güçleri tarafından bu çadırlardan zorla çıkartılmıştır” denildi.  

YÜKSEKOVA

 Yüksekova ilçesinde ilki  26 Ağustos 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları aralıklarla 10 Eylül 2015, 20 Kasım 2015, 07 Aralık 2015 tarihlerinde devam etti. Yüksekova’da 70 bin 497 yurttaşın yaşadığı belirtilen raporda, “79 gün süren çatışmalarda kullanılan ağır silahlar ve diğer kentlerdeki gibi çatışma sonrasındaki yıkım uygulamaları, 79 günün sonunda ilçede büyük bir enkaz yaratmıştır. Bu süreçte yaşanan çatışmalarda kimliği belirlenen 39, Erzurum ATK’dan(Adli Tıp Kurumundan) güvenlik güçleri tarafından alınarak Kimsesizler Mezarlığına defnedilen 51, 3 Haziran’da bulunan 1cenaze ve daha önceki çatışmalarda yaşamını yitiren 5 kişi ile birlikte Ağustos 2015’den beri yaşanan çatışmalarda ilçede toplam 96 yurttaş yaşamını yitirmiştir. Yüksekova’da az hasarlı 3193, ortahasarlı 647, ağır hasarlı 787, yıkık 867, yanmış 1336 bina-konut olduğu belirtilmektedir. TÜİK verilerine göre, kullanılamaz olarak nitelendirilebilecek yapılar göz önüne alındığında, halkın yüzde 35’nin evsiz durumda olduğu vurgulanmıştır. Burada orta hasarlı binaların çoğu yanan binalardan oluştuğu için maliyet analizleri yapıldıktan sonra bu orta hasarların çoğu da ağır hasara dönecektir. Bunları da hesaba kattığımız zaman toplam 3637 adet kullanılamaz konut mevcuttur. Yine TÜİK verilerine göre, Yüksekova’da bir aile altı buçuk olarak hesaplanmıştır, 23.640 kişi bir nevi evsiz durumdadır. Ortalama yüzde 35’lik bir nüfus evsiz durumdadır” ifadelerine yer verilerek, Yüksekova’daki yıkımın 2011 Van Depremi’nden daha ağır olduğu belirtildi.   

‘RAPOR DELİL NİTELİĞİNDE’

 Hazırladıkları rapora ilişkin konuşan TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Şerefhan Aydın, yürüttükleri hasar tespit raporu çerçevesinde kamuoyuna güvenilir bir teknik analiz sunmayı ve bu tahribatın adli delillerini belgelemeyi amaçladıklarını söyledi. Raporun hazırlanış sürecini anlatan Aydın, saha çalışması yapılırken üyeleri ile birlikte ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını, kentlere girişlerinin yasaklandığını, kent dışına çıkarıldıklarını ve gözaltılara maruz kaldıklarını belirtti. Ancak tüm engellemelere rağmen meslek örgütü ahlakı ve topluma karşı sorumlulukları gereği raporu hazırladıklarını söyleyen Aydın, raporun yıkımın gerçek boyutunu ortaya koyan bir belge olduğunu vurguladı. Aydın, bilimsel çalışmalarla hazırladıkları raporun önümüzdeki dönemlerde hukuk mekanizması içinde ciddi bir delil olabileceğini, ayrıca raporu uluslararası kurum ve kuruluşlara göndereceklerini söyledi. 

 ‘YAPILANLAR KAMUOYUNDAN SAKLANDI’

 “Kentsel Sit Alanı” olup, 2015 yılında UNESCO tarafından “Dünya Miras Alanı 1. Tampon Bölgesi” olarak tescillenen Suriçi’nin ulusal ve uluslararası mevzuata göre özgünlük ve bütünlük açısından korunması gerekli bir alan olmasına rağmen yüze yakın tescilli yapının yıkıldığını aktaran Aydın, yıkıma dair bilgi almak için yaptıkları başvurulara geri dönüş yapılmadığını söyledi. Aydın, “Sur’da yapılanlar bizden ve kamuoyundan saklandı” dedi. 

 ‘KENTİN HAFIZASI HEDEF ALINDI’

 Sur’un tarihi dokusundan geriye kalan devasa bir enkazdan sonra dümdüz edilmiş alanlarda inşaatların yükseldiğini belirten Aydın, yaşanan tahribatın esas kaynağının ise çatışmaların son bulmasının ardından girişilen yıkım çalışmaları olduğunu vurguladı. Sur’un hafızasını doğrudan kaldırmaya dönük bilinçli politikaların uygulandığını belirten Aydın, yıkımla kentin hafızası ile demografik ve çok kültürlü yapısının hedef alındığına dikkat çekti.

 ‘POLİTİK VE RANSTSAL’

 Söz konusu yasak ve yıkımın olduğu ilçelerde yıkımdan sonra rantın devreye girdiğine dikkat çeken Aydın, “Acele kamulaştırma kararı” ile boşaltıldıktan sonra kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Sur’da konut, butik otel ve iş merkezi inşaatlarında rantın ilçenin mimari dokusuna ciddi zararlar verdiğini kaydetti. Geleneksel Diyarbakır mimarisine aykırı inşa edilen evlerin, kimliksiz yapılar olduğunu ve Sur’un bilinçli bir politika ile elitleştirildiğini kaydeden Aydın, bu duruma “inşaatları çok komik duruyor” diye tepki gösterdi. Aydın, “Acele kamulaştırma kararı”nın iki yönünden birinin politik diğerinin ise rant odaklı olduğunu altını çizerek, “Acele kamulaştırma kararı”nı zorbalık olarak değerlendirdi.  Hükümetin ‘Sur’da yapılan inşaatlar için ‘Soylulaştırma’ argümanını kullanmasını eleştiren Aydın, “Kendilerince soylulaştırılan, bize göre de kimliksiz bir kent inşa edildi. Sur’un binlerce yıllık tarihi, uygarlığın ve insanlığın işlendiği o taşlar, o mekânlar yok edilip yerine maketten betonarme bazalt kaplı villalar inşa edildi. Bize göre de soysuz bir kent inşa edildi” diye konuştu. 

MA/ Lezgin Akdeniz

CEVAP BIRAKIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz